Menu
Tarihçesi

Tarihçesi

Rodos nasıl tarif edilebilir? Şövalyeler adası, zümrüt adası, güneş adası? Nefes kesen binalar ve ören yerlerinden oluşan bir mimari senfoni mi? Belki de herşey tek bir küçük sözcükle özetlenebilir: sihirli. Büyünün gizemli kalitesi zengin ormanlarında, altın rengi kumsallarında, her sokak köşesinde ve her “ortaçağ” geçidinde hissedilebilir.

Milletler ve medeniyetler kavşağı olan Rodos hepsini büyülemiştir: Fenikeliler, Dorlar, Persler, Venedikliler, Saint Jean Şovalyelerin ve Türkler bunlardan sadece bazılarıdır. Hepsi kendi izini bırakmıştır.

Bu cennet köşesi hakkındaki son savaş 1912 yılında Türklerle İtalyanlar arasında gerçekleşmiştir ve 1947 yılına kadar süren yeni bir işgal dönemi başlatmıştır; ta ki, 1947 yılında “Ana Yunanistan” ile birleşmiştir.

O dönemde Onikiadanın komutanı olan Mario Lago, hizmet rönesansı ihtiyacını anlayarak, adanın turizm standartlarını iyileştirmek istemiştir.

1924 yılında Venedik inşaat şirketi SAGAR’dan lüks bir otel tasarımı istemiştir, ki bu otel muhtemelen o dönemde türünün en büyüğü olacaktı. O dönemin mimari trendi Bizans, Arap, Osmanlı ve Venedik çizgilerinin bir kombinasyonu idi ve dolayısıyla bu şekilde bu yapıya uygulanmıştır. İnşasını G. SPAINI – M. URBAN şirketi üstlenmiştir.

26 Mart 1925’de inşaat başlamış ve iki yıldan biraz fazla bir zamanda, 24 Mayıs 1927’de, yerli yetkililer ve İtalya ile Mısır’dan önemli şahsiyetlerin huzurunda, görkemli açılış töreni gerçekleşmiştir.

Bir efsane doğdu.

Bu şahesere, İtalyanca’da Grand Hotel of Roses anlamına gelen Grande Albergo delle Rose adı verilerek, tesislerinde bulunan ihtişamlı gül bahçesine atıfta bulunmuştur. Rodos, eşsiz mimari kompozisyonunun allegro parçası olan, en tarihi ve sembolik yapılarından birine sahip olmuştur.

Otelin, mevcut olan en iyi teknolojiye, PUCROT, ZANIOL ve PALEARI gibi ünlü markaların en şık mobilyalarına ve en çok aranılan konfor ve kolaylıklara, artı resmi olarak 1929 yılında açılış yapan casino’ya sahip olduğunu söylemeye gerek yok.

22 Kasım 1936 tarihinde Onikiada’ya yeni bir komutan atanmıştır. Cesare Maria de Vecchi Conte di Val Gismon, selefinin kullandığı mimari tasarımı çok beğenmemiş ve bütün binalara derhal renovasyon yapılmasını emretmiştir.

Bu tabii Grande Albergo delle Rose oteline de uygulanmıştır ve günümüzdeki şekline benzer “rurale” olarak adlandırılan daha mütevazi ve basit bir çizgiye tâbi olmuştur.

1937’de otelin yönetimi, İtalyan otel şirketi SAVIA’ya geçmiştir, casino ise SAN REMO ve CAMPIONE şirketleri tarafından alınmıştır (günümüzde hâla mevcutlardır).

Grande Albergo delle Rose, “Doğunun Rüyası” olarak vaftiz edilmiştir, çünkü dönemin uluslararası yüksek sosyetesinin en gözde cazibesi haline gelmiştir.

Eleftherios Venizelos, Aristotle Onassis, Constantine Karamanlis, George Papandreou, Winston Churchill ve Moshe Dayan, varlıklarıyla otelin salonlarını şereflendiren büyük isimlerden sadece birkaçıdır. Bu otelde birçok tarihi olay gerçekleşmiştir ve bunların en önemlilerinden biri 1948 yılında İsrail Devletinin kuruluşunun imzalanmasıdır.

Onikiada’nın “Ana Yunanistan” ile birleşmesinden sonra, Grande Albergo delle Rose Yunan Devletine hizmetlerini sunmuştur. Eylül 1955’de yönetimi Astir S.A’ye verilmiştir ve daha sonra en nihayetinde Rodos Belediyesine teslim edilmiştir.

1970’lerin ortasında bu otelin kapıları kapanınca, şanlı ve imrenilecek bir çağ sona ermiştir.

Casino Rodos S.A. sonunda kullanımı 1999’un başında ele geçirmiş ve geçmişte temsil ettiği ihtişamı, güzelliği ve farklılığı geri getirmeye söz vermiştir.

Verilen bu söz, Grande Albergo delle Rose otelinin yeninden doğmasıyla yerine getirilmiştir ve bu durum otel için yeni bir çağ yaratacaktır. Bunu geçmişteki parlak yoluna devam ederek ve hizmet ile turizm sektörü için belirlediği devrimci standartları koruyarak yapacaktır.

03:43 , Nisan 18, 2012 Tarihçesi için yorumlar kapalı